19 Eylül 2012 Çarşamba

PERCEPTION

8. BÖLÜM
 9. bölüm yayınlandığında yorumlara şöyle bir göz attım ve bölümün devamının sezon finaline kaldığını gördüm.  Tabi meraktan çatlarım 1 hafta diye izlemedim. Ama dün yayınlanması gereken sezon finali hala yayınlanmadı. İyi ki de izlememişim yoksa merak merak... 
 Ben de bari 8. bölümü yazayım dedim.Bu bölümde Pierce ders anlatırken sınıfta uyuyan çocuğa takılıyor ve çocuğun ödevinin mükemmel olduğunu fark edince,soluğu dekanın  odasında alıyor.Futboldaki başarısıyla ünlenen öğrencinin kopya muamelesi görmesi dekanın çok ilgisini çekmiyor. Zaten kampüste cinayet haberi gelince mecbur kopya olayı 2. plana atılıyor. Moretti malum profesörle randevudayken,onu desteğe çağrıyorlar. Pierce bu sefer dersine gelmeyen süper zeka öğrenciyle takışıyor. Kopyacı çocukla ilgileniyor. Tabi cinayeti de çözüyor.
 Ama bir üniversitede dönen kopyaydı,ilaçtı falan parmak ısırtıyor.Ne üniversiteymiş be dedim

18 Eylül 2012 Salı

PERCEPTION

7.BÖLÜM
  Bu bölüme kısa bir özet yapalım. Çünkü sezon finali yayınlanmak üzere ve ben 3 bölüm gerideyim.
Kısaca Pierce yükselmekte olan yargıcın aldığı tehdit mektupların inceler.Şizofreni tanısı konmuş birinin yazdığı mektuplar, Pierce'nin onu incelemeye gitmesine neden olur. Adamın aslında yargıca büyük bir sempati beslediğini, Hatta yargıcı Nemesis olarak nitelendirdiği gören Pierce Ondan bir zarar gelmez beyanında bulunur. Ama ne yazık ki yargıç öldürülür. Şizofreni olan adamda suçu itiraf eder. Peki gerçekten öyle midir, yoksa işin içinde bir şeyler var mıdır?Pierce FBI tarafından dışlansa da gerçeği aramaya başlar.Moretti yardımıyla tabi.(dip not Moretti'nin patronu ile tanışıyoruz)

17 Eylül 2012 Pazartesi

KAYIP ŞEHİR

 Kanal D'nin  cuma akşamları için ayırdığı dizi açılışını yaptı. Ben de izleme imkanı buldum geç olsa da yazmak istedim.
 Öncelikle dizide Gökçe Bahadır'ı görünce benim için 1-0 önde başladı. Çünkü Gökçe Bahadır'ı çok severim. Sonra Uğur Polat'ı gördüm.Tamam garanti izleyeceğim dedim. İlk bölüm olduğu düşünülürse gayet iyiydi. Ama önceden belirteyim o müzikler nasıl bir şey ya. Sırf müzikler için bile izlenir.Özellikle Sezen Aksu'nun İstanbul Yokmuş Bundan Başka şarkısını dizi izlememişseniz dinleyin derim.
   Uzun bir bölüm incelemesi yapacağım.Malum ilk bölüm olunca çok ciddi spoiler olmayacak. Ama yok tadı kaçar diyorsanız okumayın.Aileyi tanıtayım.Direk konuya dalacağım.
  Karadeniz'den İstanbul'a göç eden bir ailemiz var. Meryem annemiz. 5 oğlu 1 kızı var. İsmail dedemiz var Ahmet Mekin'in canlandırdığı.Yeşilçam ustalarını görmek ise ayrı bir mutluluk verdi. Çocukların biri İstanbul'da yaşayan,zaten onun yanına yerleştikleri,İsmail. Bir haltlar karıştırıyor ama hadi bakalım hayırlısı.
Ardından İrfan geliyor.İpe sapa gelmez bir tip. Futbolculuktan başka bir şey yapamam ayaklarında. Sonra Kadir geliyor.İlk bölümden sempatimizi kazanan bir karakterdir. Tek kızımız Seher üniversiteyi yeni kazanmış, şu an için hanım hanımcık görünen bir kız. Bir de Sadık var.Çevrenin ne dediğini çok takan birine benziyor.Ve en küçüğümüz Hakan şirin mi şirin bir çocuk.
  Yerleştikleri evin sokağında daha ilk günden kavga eksik olmadığı gören aile, bir de gece kapını zorlanmasına uyanıp karşılarında sarhoş Aysel(Gökçe Bahadır)'i görünce ne hale geldi tahmin edin.Aysel yanlış daire olduğu anlayınca basıyor küfrü. Tabi bipli. Dip not Gökçe Bahadırın ilk repliğinin bir küfür olup biplenmesi ilgincime gitti. Dizi 4-5 sene sürse ve acaba şöyle bir bakalım ilk bölümlere desek karşımız ilk repliğin böyle olması çıkınca bayağı garip olur herhalde. Bir de anne oğlu İsmail'e nasıl buralar da yaşadın deyince kadına sorasım geldi durumunuz belli, herhalde boğaz manzaralı daire beklemiyordun dedim. İrfan daha ilk görüşte Aysel'den etkilendi. Hatta Aysel'in yukarı çıkıp da Ethem evine git diye söylendiğini bile dinledi.
 Bir de Ethem(Uğur Polat) var kendisi futbol kulübü başkanı.Aysel'e takık. Tabi İrfan'ın bildiği biri.Sabah apartmanın önünde arabasında Ethem'i uyurken görüp,dün gece Aysel'in söylenmelerinin bağını kuramayan İrfan Şaşkınlık yaşıyor.
 Ev halkı iş arama telaşında. Annesi İrfan'a eğer ayarlanan işten avans alamazsan bileziklerimi bozdur diye eline tutuşturuyor bilezikleri.İrfan(burayı beğendim için yazıyorum) iş yerine giderken telaştan simidini yere düşürüyor ve yerden kaldırıp,öpüp alnına koyuyor işte nimete olan saygısını takdir ettim. (tabi ilerleyen sahnelerde sinir olsam da İrfan'a) İrfan patrondan avans isteyince patronun "bak bu sinir topu bu da boş kasa" demesi dişe dokunur bir replikti. Tabi zaten işte gözü yok ya avansta alamayınca İrfan kaçar moduna geçti.Kendini sahalara atsa da amacına ulaşamadı.Öte yandan Kadir kuru temizlemeci de işe başladı. Takdir ettim çocuğu ya. Annemiz ise Hakan'ı okula yazdırmaya götürdü. Müdür 100 küsür TL bağış yapacaksınız der. Anne durumumuz yok der ve bilin bakalım küçücük çocuğun yanında müdür ne der."O zaman haftada bir camları silmeye gelirsin" Hakan sinirden gömleğinin düğmesini koparır, böyle eğitimcilere değil böyle insanlara yazıklar olsun.
  İrfan bilezikleri bozdururken Aysel'i görünce parayı alıp, onun peşine düşer. Bu sırada bir hayat kadını dövülüp sokağa atılır. Aysel arkadaşına koşar. İrfan ile hastaneye götürürler. Bu sırada düşüncem hastane parasını o bileziklerle ödemez umarım olur. Ama tabi hastane parası İrfan'ın cebinden çıkar ve elde bileziklerden beş kuruş kalmaz.Üstüne üstlük hasta arkadaşını evine götürünce İrfan bir rahat bir rahat yayılır. Ama Aysel borcumuz borç der İrfan'ı gönderir.(Gökçe Bahadır şahane olmuş, ezik Leyla'dan böyle bir karaktere geçişte sorun yaşamamış, kıyafet falan bir yana, saçları ayrı bir şahanelikte,kim yaptıysa ellerine sağlık)İrfan annesine paranın olmadığını söyleyince anne basar tokadı.Ama sabah sorun kalmaz merak etmeyin, anne yüreği işte.
 Sabah İrfan'ı top sektirirken gören Aysel onu Ethem ile bağlantıya geçiriyor.İrfan bağlantıya geçmeden önce Kadir kuru temizlemecisine gidiyor.Dünden kanlanan gömleği vermeye.Oradan ipek gömleği çalıyor.Ya niye kardeşini işinden edecek bir şey yapıyorsun İrfan? Orada çalışan ve komşuları olan kızcağız olayı görüyor ama ses çıkaramıyor.Neyse soluğu kulüpte alıyorlar.Zaten Aysel ile ilişkisi malum olan Ethem İrfan'a bir şans veriyor. Tabi çocukla Aysel arasında bir şey var mı paniği de yaşıyor. Kuru temizlemedeki gömlek olayı komşu kızının başına patlıyor ve haftalığından oluyor.Kadir eve giderken Aysel ve İrfan'ı görüyor. Üzerindeki ipek gömleği gören Kadir öfkeleniyor ve gömleği yırtıyor. Keşke alsaydın yarın dükkanda bir yere tıkıştırırdın,sonra da rastgele bulmuş gibi yapardın belki kızın haftalığını bir ihtimal kurtarırdın. Neyse Kadir önden İrfangil arkadan eve geçerler. Ethem İrfan ve Aysel'i eve girerken görür ve çıldırır.İrfan eve gelip Kadir'e kızacakken, Kadir hem İrfan'ın hem ailenin hem de bizim yüreğimize dokunacak sözü söyler. "Sen o kızın 1 haftalık emeğini çaldın."
 Ertesi sabah İrfan deneme maçına gider. Meryem ise gizli saklı bulaşıkçılığa gider.Meryem bulaşıkları yıkadıktan sonra giderken,dolapta gözüne takılan 2 parça eti de alır. Ama yolda dağılır, ağlar ve eti de sokaktaki bir köpeğe verir. İşte buradaki mesaj çok önemli. Kişini yaptığı kötülük sonrası yaşadığı vicdan muhakemesi anlatılıyor. Çalabilirsiniz ama vicdanınız onu ne sizin ne çocuklarınızın boğazından geçirtir. Kaç dizi de böyle şeyler görüyoruz ki. İrfan ise maçta golünü atıp parasını almıştır. Sözleşme imzalayacak diye sevinç içindedir.Ev halkı çok mutlu olmuştur. Ama Ethem sinirlenir ve sözleşmeye onay vermez.Aysel'in evine gider.İrfan ise kutlama için Aysel'e gitme planı yapar ama sözleşmenin iptal olduğu haberi ile yıkılır. Biraz gezer ve eve döndüğünde Ethem'i arabasında görür. Konuşma boyutu Ethem'in sopa ile arabadan fırlayıp İrfan'a saldırır. İrfan sopayı kapar ve vuracak mı vurmayacak mı derken dizi biter.(Buradaki müzikte gerilim yansıtması açısından şahaneydi)
  Kısa notlar
  Dizide siyahi karakterlere yer verilmesini çoğunluk gerçekçilik olarak değerlendirmiş.Bu da beni düşünmeye itti. Şu güne kadar kaç dizide gördük ki. Ben pek hatırlamadım ama bir iki dizide  olmuştur.Bir de öyle güllük gülistanlık bir yaşam görmemek daha sağlam bir bakış açısı olmuş. İşte içimizden bir İstanbul çizmişler.
 Kısacası oyuncuları,müziği,konusu, işlenişi,gerçekçiliği ve mesajları ile izlenilecek bir dizi olmuş.Umarım reytinglerde daha üst sıralarda görürüz.

16 Eylül 2012 Pazar

ADINI FERİHA KOYDUM EMİR'İN YOLU

VE FERİHA'NIN KEMİKLERİ SIZLAR
  Aslında sezon açılışından sonra yeni bölümlere bakmayacaktım ama reytingde fark atmadan da olsa 1. olunca, merak ettim ve izledim.Bu bölümü tek cümleyle özetlersek Feriha'nın kemiklerini sızladı.
  Biraz bölümü anlatayım. Mezarlıkta Can, Yavuz,Emir, Zülal bir araya gelmişlerdir. Zülal olayları önce izler. Sonra Can ve Yavuz gidince Emir'in dikkatini çekmek için yerden aldığı kırık camla bacağını keser.Çığlık falan Emir'in dikkatini çeker. Emir'e duygu sömürüsü yapar. Emir de kanar tabi kız ayağındaki kesik yüzünden merdivenlerden bile inemez Emir'den destek alarak iner. Emir aşk acısı seni saflaştırdı mı ne altı üstü bir kesik ayağını kırmadı,ana damarı kesmedi ne öyle sana yaslana yaslana yürümesine izin veriyorsun. Yalan dolan erbabı Zülal Emir'i kendisini eve bırakmaya ikna eder.Feriha'nın evine gelince süt kızıyım ben Feriha'nın diye açıklama yapar.Emir ile el sıkışırlar. Emir gidince Zülal'ın eline bir bakışı var,herhalde bir ay yıkamazsın kızım dedim.Bir de evi gidince Zülal duamı yaptım Rıza baba demez mi? Yuh kızım insan bu kadar mı yalancı olur.
  Can cephesinde ise, Can nereye gitsen Emir yani bilemiyorum kadınlar hamamına gitsen gene Emir gene Emir çıkacak karşına.Emir'i görüp konuşmaya gitmeden annesi ile konuşan Can "böyle bir risk almayacağım, normal okula göndermem" demez mi?(altından başka bir şey çıkmazsa) Senaristler diyeceğim şu ki o devlet okullarını risk gibi göstermek saçmalamanızın doruk noktası oldu herhalde,bugüne kadar devlet okulları çok da iyi öğrenciler yetiştirdiler.Özellikle genç kuşağın izlediği dizi de bu mesajı vermeniz çok yanlış.
  Sanem ise Can'ın bayan olduğu öğrenir ve Yavuz'un konuşmalarından Emir ile bağlantılı olduğunu anlar ve merakla acaba ne ilişkileri var diye sorar kızım sen onların ilişkisini boş ver  asıl Yavuz niye bu kadar takık onu merak et.
  Emir mezarlıkta çıkan kavgaya müdahale eder ve benim içimden Emir sana bir telefon kulübesi ve pelerin bulmak şart oldu geçiyor.
 Uzattık ama Feriha'nın sızlayan kemiklerinin nedenine geldik,Rıza Zülal'i dershaneye kayıt ettirdi. Vay be böyle mi olacaktı. Feriha gün yüzü görmezken kısacık eteklerle dershanelere kaydolan,yediği içtiği şeyleri bile masadan kaldırmayan Zülal.Rıza sen 2. şans falan değerlendirmiyorsun , Feriha'nın kemiklerini sızlatıyorsun.
Dershanede "ayy kuaförümü söyleyemem ,güzellik sırrım" ayaklarına yatan Zülal arkadaşının unuttuğu yüzüğü ona vermek için alınca, arkadaşından hırsız damgası yer ve iş karakola kadar uzar.Neyse karakola Can'ın iş arkadaşı Selim getirir onları.Ve Emir ise dayakçı koca için ifade vermeye karakola gelmiştir.Hemen Emir'e koşan Zülal iyice bir gözümden düşer. İfade sırasında Kapıcı dairesinde oturduğu ortaya çıkınca yalanlar dökülüverir.Emir herhalde bir an Feriha'yı gördü.Ama eminim bir saniye falandı.Neyse ki Emir fazla takmadı.
Emir Zülal ile karakoldan çıkınca Selim "ne kızdı" demez mi?Bu polislerin güzel,yakışıklı birini görünce hemen bu ayaklara yatmaları sinir bozucu.hoş ben Zülal'in neresi güzel onu da anlamadım ama.
  Emir mezarlıkta müdahale ettiği kavganın ceremesini çeker. Adamlar toplanıp sokak ortasında Emir'i bir güzel döverler.Ve bilin bakalım Emir'i kim bulur. Bildiniz Can. Can Emir'i o halde hastane yerine eve götürür, yaralarına pansuman yapar ve yükselen ateşi düşürmek için duşa bile sokar. Sonra da Emir'e işimi yapıyorum ayakları yapar.Millet artık polislerin iş kavramı genişlemiş,koruyup kollama vs görevlerin yanında artık sizi tedavi ediyorlar.Acaba  Can bugüne kadar kaç tane yaralıyı evinde tedavi ettin canım?
 Can'ın Emir ile olan bağına sinir olan Yavuz Ünal'ın kumar bağımlılığını körükler.
 Bu arada Ömer büyümüş de psikopata bağlamış. Üstüne Emir'in kardeşini dövmüş.
Zülal Emir'in evini öğrenir ve tabi dershaneye diye oraya gider. Kızım sen nasıl bir şeysin ya.Ama Emir takmaz tabi.Emir inşaatta çalışmaya devam ediyor. Bak Emir sırf sen gelip çalışıyorsun diye işçi almamazlık etmiyorlardır umarım. Başkalarının rızkına engel olma.Üstelik Emir sen gece de gel çalışma var demezler mi?Emir'i dövenin Deli Kadir'in grubu olduğunu öğrenen Can ve Sinan onlara baskına gider.Baskınla gece çalışması çakışır ve Emir vurulur. Son kelimesi Feriha olur.
 İnternette Hazal Kaya gelecek falan diye çok dedikodu çıkıyor ama aslının olduğuna inanmıyorum.Bence Hazal Kaya için Adını Feriha koydum sayfası kapandı. Eğer böyle giderlerse seyirciler için de kapanacak hiç şüphem yok.Bazı fanların dileği belki Emir ölür ve Feriha'sına kavuşur.Şu an için en güzel senaryolardan biri bu herhalde.Ama yapımcıları düşünürsek uzak ihtimal.

15 Eylül 2012 Cumartesi

ELEMENTARY

ÇAKMA SHERLOCK
 Çok konuşulan Elementary pilot bölümüyle yayınladı. Gerçi yayın tarihi 27 Eylül olarak görünse de herhalde pilot olması sebebiyle böyle erken düştü internete. Dizi İngilizlerin meşhur dizisi Sherlock'un Amerikan versiyonu. Gerçi BBC den izin çıkmadığı için biraz değiştirmişler. Eğer Sherlock dizisini izlemişseniz az çok bu olayı da duymuşsunuz. İngilizler bu olaya çok karşı çıkmışlar ama tabi bir şey yapamamışlar. Hatta asil insan Benedict Cumberbatch(kendisi Sherlock dizisindeki Sherlock olur) ortamı sakinleştirmeye falan çalışmış. 

14 Eylül 2012 Cuma

PERCEPTION

6. BÖLÜM
  Bölüm Dekanın Pierce'yi gene canından bezdirmesiyle açılıyor.(Tabi önceden sınıfta gene bir konuşma yapıyor belirteyim) Neyse dekan bağış için anlaştığı 49 mezunu zengin adamın ölmesi yüzünden, bağışı eşinin yapmayacağı düşünüyor ve tedirgin oluyor. Meğersem adamın eşi Pierce hayranıymış. İşte  Bilim Vakfı galası katılıp kadını bağış yapmaya ikna etmesini istiyor Pierce'den. Tabi Pierce hayırı bassa da  dekanın asistan Lewicki'ye bastırması, onun da Pierce'ye bastırması derken bölüm sonunda galaya gidiyor Pierce.

13 Eylül 2012 Perşembe

4. TÜR-THE FOURTH KIND

 Film hakkında şu ön bilgiye verelim önce. Gerçek hayatta olmuş bir olayın sinemaya uyarlanması. Filmde bazı sahnelerde yanına gerçekte yaşanan olduğunu düşeneceğiniz  sahneler konulmuş. Yani ekran ikiye bölünmüş ve aynı  sahne iki farklı oyuncularla oynanıyor. Tabi sakın ola ki o sahnelerden birinin gerçek olaydan alınmış yerler olduğunu sanmayın onlarda oyuncu. Pek ifade edemesem de yukarıdaki durum bence filme gerçeklik değil aksine yapmacıklık katıyordu.
 Film konusu psikiyatris Abagail Tyler'ın kocasının ölümünden sonra yaşadıklarını anlatıyor. Gerçi bu tanım biraz geniş oldu ama. Abagail'in kocası gece yatağında uyurken bıçaklanmış. Kadın olayın şokunu atlamasa da iki çocuğuyla bir düzen oturtmaya çalışıyor.Olay Alaska Noma'da geçiyor. Filmin konusun bilmediğimden adamın cinayetini çözeceklerini falan sanıyordum ama olay başka bir yol izledi. Dr. Tyler'ın hastalarını çoğu uykusuzluk çekiyor ama detaya inince hepsinin aynı saatte hatta aynı baykuşu görerek uyandığını anlar. Bir hastasına hipnoz yapar. Hasta boşlukları doldurunca acayip korkuyor. Evine gidip toplu katliam yapıyor. İşte bundan sonra Dr. Tyler işin arkasına düşüyor. Kendi terapisti Dr.Abel Campos ona destek oluyor.Neyse iş uzaylılara uzuyor söyleyeyim.

PERCEPTION

5. BÖLÜM
 Azmettim sezon finali yayınlanmadan 9. bölümü bitireceğim dedim ama böyle de bir bölüm olmaz ki.Bu bölüm resmen klişe olarak nitelendirdiğim bir bölümdü.Bölümü çok anlatmaya gerek yok.
  Malum Pierce Tanrı'ya inanmıyor ama bu bölümde işlenen cinayet onu Tanrı'nın sesini duyuyorum diyerek tarikat kurmuş bir çocuğu yönlendiriyor.Neyse cinayet bir yana Pierce inanmak ve inanmamak muhabbetine giriyor çocukla. Neyse buraya kadar size hala yabancı geldiyse çocuğun hasta olduğu öğrenmek ve Pierce çocuğu tedaviye ikna etmeye çalışması görmek House severlerin yakalayacağı bir olay olmuştur. Emini başka dizilerde de inanç konusu ele alınmıştır. Ama Perception dizi başından belli özgün yerleri pek olmayan bir dizi olduğu için gözümüze daha bir battı.

12 Eylül 2012 Çarşamba

YAZA DAMGA VURANLAR

  Bir yazı daha geride bıraktır. Ben de yazın en çok konuşulan olayları yazayım dedim. Film,dizi blogu olsa da biraz da oyuncusunun hayatına da yer vermek lazım değil mi?
 Önce Türkiye için ardında da yabancılar için En'ler hazırladım.
  Hadi başlayalım.
EN ÇOK KONUŞULAN YAZ DİZİSİ    

İŞLER GÜÇLER
Düşünmeye bile fazla gerek yok. Sosyal medyanında çok konuştuğu dizi pek çoğumuzun En İyi Yaz dizisi olarak nitelendirdiği dizi olmuştur.          
Ne yazık ki  izleme fırsatı bulamasam da Sherlock dizisine yaptığı göndermeyi izleyebildim. Çok da beğendim.





EN OLAYLI BEBEK
 KEMAL BEBEK

Tahmini gene zor olmadı. Ahu Yağtu'nun babasının o açıklamalarından sonra akıllarda yer etti.






EN ÇOK KONUŞULAN OYUNCU
ENGİN AKYÜREK

Kim ne derse desin bence en çok o konuşuldu.Hem de hiç bir şey yapmadan. Dizi kadroları oluşmaya başladıkça hep Engin Akyürek bu dizide yer alacak diye haberler çıktı. Herkes 1 hafta onu konuştu. Sonra çıktı biri yok ya öyle bir şey biz başka proje için görüşüyorduk dedi. Kaç kere tekrarlandı bilmem ama konuşuldu işte. İyi ki Engin Akyürek Fatmagül'ün suçu ne? biter bitmez şu dizide oynayacağım ya da gelecek sezon ekranlarda yokum dememiş.Dizi haberlerinin sonu gelmedi.



 EN ÇOK KONUŞULAN BİRLİKTELİK
ÇAĞATAY ULUSOY-BERRAK TÜZÜNATAÇ
Eh bu da kolaydı. Genç kızların sevgilisi Çağatay Ulusoy zamanında renkli gözlü kızlarla, bu camiadan kızlarla birlikte olmam demiş.( Valla ben diyenlerin yalancısıyım) Sonra da Berrak ile görüntülenmiş. Berrak'ın Çağatay'dan büyük olması, çalkantılı ilişkileri Çağatay fanlarını ayaklandırmakta gecikmedi. Zaten ilişkide bitiverdi.


EN ÇOK KONUŞULAN EVLİLİK
MELTEM CUMBUL-ALİCAN ÖZBAŞ

Kendisinden 14 yaş küçük biriyle evlenen Meltem Cumbul'a bir de kayın pederi kavgada söylenmeyecek açıklamalar yapınca konuşulma rekoru kırdı.



EN ÇOK KONUŞULAN  YETENEK
UĞUR ARSLAN

Benzemez Kimse Sana programın da daha ilk bölümdeki taklidiyle ağzımızı açık bıraktı. Son bölüme kadar şahane taklitler yaptı. Finalde 1. olamadı ama yarışmacıların bazıları dahil olmak üzere pek çoğumuz 1. liğin onun hakkı olduğuna inanıyoruz.




EN OLAYLI JÜRİ
 Altın Portakal bu yıl jüri başkanlığına Hülya Avşar'ı seçmiş. Biraz alaka kurmakta zorluk çeksek de ne yapabiliriz ki. Ama  diğer jüri üyeleri Levent Kırca bu seçim yüzünden jüriden ayrıldı. Kısmen de olsa sesimiz duyuldu. Ama değişen bir şey yok.



YABANCILAR
En demeye gerek yok konu başlığı yeter.
,

FİLM



Öncelikle Christopher Nolan'ın yönettiği Batman serisinin 3. ve final filmi. Zaten Nolan varlığı, Christin Bale'in oyunculuğu(alıp verdiği kilolar) falan filmi yeterince konuşturuyordu. O kadar ki eleştirmenler film vizyona girmeden yazıp çizmeye başlamışlardı. 

 Sadece film kendi başına yeterken Colorado'daki ilk gösterimde birinin silahlı saldırı düzenleyip o kadar kişiyi öldürmesi, hafızalarımıza yer etti.





İHANET

Kristen Stewart'ın Robert Pattinson'u Pamuk Prenses ve Avcı filminin yönetmeni evli ve çocuklu Rupert Sanders ile aldatması herhalde yaza değil yıla damgasını vurmuştur.Her 10 genç kızdan 8-9 unun hayallerini süsleyen Robert Pattinson'un aldatılması, üstelik aldattığı kişinin evli barklı olması konuşulmaz da ne konuşulur. 
Üstelik Pamuk Prenses'in devam filminde yönetmen aynı kalırken Kristan'a sadece küçük bir rol verebilirlermiş. Demek ki neymiş Türkiye gibi  burada da ihanetin faturası kadınlara kesiliyormuş.







BOŞANMA
 Tom Cruise ve Katie Holmes çifti. Aralarında 16 yaş fark var baştan belirteyim. Ama Tom Cruise yaşlanma belirtileri namına bir şey göstermediği için eşinden 16 yaş büyük olması pek de sorun değil. Gerçi eşi benden 16 yaş büyükken yakında ondan büyük görüneceğim psikolojisine girdi mi hep merak etmişimdir. Neyse 6 yıl aradan sonra özellikle malum tarikat yüzünden boşandılar. Tabi akla hayale gelmeyecek bir neden daha ortaya atıldı ama bence sebep belli.



EVLİLİK

Gossip Girl'ün Serena van der Woodsen'i Blake Lively bu pazar aktör Ryan Reynolds ile evlendi. Çift 2011 de Green Lantern (Yeşil Fener) filminde birlikte oynamıştı. 

Bazılarımız bunu yaz kabul etmese de ben hem sezon sonı hem de yazımın sonu diyorum.



Eksiklerim, yanlışlarım olduysa yorumlarınızda belirtirseniz çok sevinirim.


JACOB'S LADDER- DEHŞETİN NEFESİ

 En sevdiğim film tarzı sonu ile ağzını açık bıraktıranlardır.  Ben de hep bu tarz filmler ararım.Adını o kadar sık duyduğum film olan Jacob's Ladder 90 yapımı olmasına karşın izlemeye yeni fırsat bulduğum filmdir. Neyse fazla uzatmadan konuya geçelim. Vietnam'daki savaşta ölümden dönen  Jacob Singer ( Tim Robbins, aklınıza hemen Esaretin Bedeli geldi değil mi ?)'ın hayatını anlatıyor film.. Vietnam sonrası karısından ayrı sevgilisi Jezzie(Elizabeth Pena) ile yaşamaktadır. Sadece Vietnam değil öncesinde de hayli kötü olaylar yaşamıştır.        ( Jacob savaş öncesi oğlu Gabe( Macaulay Culkin ki kendisi Evde Tek Başına ile gönülleri fethetmiştir) vefat etmiştir.) Jacob savaştan o kadar etkilenmiş doktorasını falan umursamayıp, düşünmemek adına postacı olmuştur.Jacob Vietnam'da ölümden döndüğü anları zırt pırt anımsayıp, yaratık olduğunu iddia ettiği şeyleri görünce, kafayı Vietnam'da bize deney yaptılar düşüncesiyle bozuyor. Film de Jacob'un gördüğü şeyler ne, savaştı evlat acısıydı derken kafayı mı yedi, yoksa hepsi doğru da askeriyede denek mi oldu?? sorularının cevabını arıyoruz.

PERCEPTION

4. BÖLÜM
   3. bölümden sonra diziye kısa bir süre ara vermiştim. Ama bir baktım ki dizi almış başını gitmiş. 9. bölüme gelmiş. Zaten 10. bölümü sezon finali olacak. Ben de başlayayım izlemeye dedim. Şimdi ben de haksız değilim, dizi en az  3-4 dizi karışımı bir şey. Bir de Moretti karakteri sinirlerime dokunacak kadar rolüne oturmamış.Neyse ama Pierce karakterine de oynayana da hayranım. Zaten sırf 3. bölüme kadar ondan izledim.
   Bölüme geçersek , bu bölümü diğerlerinden daha çok beğendim. Çünkü 2 tane hem orijinal hem de ilginç bulduğum yer oldu. Önce bölümü kısaca inceleyelim sonra o yerleri belirteceğim.

11 Eylül 2012 Salı

EN İYİ DEDEKTİFLER

 Malum bir süredir blogumda Sizce en iyi dedektif kimdir? anketi yapıyordum. Küçük çaplı bir anket olsa da az çok sizin sesiniz olduğunu düşündüğüm anket bitti. Bende kitap,dizi,anime dünyasından tanıdığımız 11 karakteri size tanıtacağım. 1 karakterin bonus olduğu yazımda geri kalan 10 karakter de oylarınız sonucu oluşan sıralamayı takip edeceğim. Yazım mümkün olduğunca spoi kullanılmadan yazılmış olacak. Verdiğim bilgiler genelde izlediğiniz ya da okuduğunuz zaman ilk başlarda belirtilen bilgilerden öteye gitmeyecek. Bir de belirteyim 2 kere karakterlerin oy oranında eşitlik çıktı, sıralama oluşturma amaçlı o 2 yerde eşitliği ben bozmak durumunda kaldım.Hadi başlayalım
BONUS: SHINICHI KUDO - DEDEKTİF CONAN
Bonus olarak nitelendirdim ,çünkü hiç oy alamadı. Bence sebebi animenin Türkiye'de popüler olmayışı.10 sene önceleri televizyonda gösterilse de şu an internetten bile bulma zor. 600 bölümü devirdiği söylene animenin 90 bölümü ancak bulabilirsiniz.
17 yaşındaki Shinichi Kudo pek çok olayı çözmüş bir dedektiftir. Ama son olayda suçlular onu öldürmek için için bir ilaç verirler.İlaç Kudo'yu öldürmek yerine ilkokul çocuğu boyutuna getirir.Kudo kimliği gizli tutarak suçluları bulup, kendini normal hale getirmek için çabalamaya koyulur. Edogawa Conan adını alarak işe koyulur. Denk gelen olayları da gizli saklı çözer. Animede Sherlock Holmes severlerin aşina olduğu çıkarım yapma sanatı hafif düzeyde olsa bol bol kullanılıyor. Zaten Kudo ,Sir  Arthur  Conan Doyle ve Sherlock Holmes hayranıdır. Yeni adındaki Conan da buradan gelmektedir.
Şimdi 10'dan geriye başlayalım.

10.VERONICA MARS- VERONICA MARS(oy oranı %1)
Kristen Bell'in başarıyla canlandırdığı karakter bence televizyon dünyasının en sempatik karakterlerinden birisi. Çıtı pıtı,şirin kızımızın geçmişi ise karmakarışık. En yakın arkadaşı Lily Kane  öldürülüp,şerif babası Lily'in zengin babasını suçlayınca işler karışıyor.Baba şeriflikten atılıyor. Toplum onları dışlıyor. Arkadaşları Veronica'ya sırt çeviriyor. Annesi onları terk ediyor. Veronica ve babası özel dedektiflik işine giriyorlar.
Veronica sevilesi ,sempatik, zeki,hazırcevap,acar bir karakter. Ona ısınmakta hiç zorluk çekmezsiniz. Yardımseverliği, doğrunun yanında olması,işine geldiğinde kuralları esnetebilmesi, gerektiğinde olayları çözmek adına rol yapması onun en sevdiğimiz özelliklerinden.

9.ARKADY BALAGAN-ENDGAME (oy oranı %2)
Shawn Doyle tarafından canlandırılan Rus karakterdir.Aslen Dünya Satranç Şampiyonu olan karakter bu yüzden çok ünlü. Tahmin ettiğiniz gibi çok da zeki ama kibirli ve ukala da.Ama hayatı içler acısı otelde konaklarken nişanlısı Rosermy'in öldürülüşüne şahit olur. Ve agorafobi geliştirir,otelden dışarı asla adım atamaz. Lüks otelin masrafını para karşılığı oynadığı satranç maçları ile karşılayamayınca denk gelen bir fırsat onu dedektife çevirir.
Aslında onun en ilginç özelliği dışarı bile çıkamazken, kilometrelerce uzaktaki olayları çözebilmesi.Yardımcılarından aldığı bilgileri özümseyip,satranç tahtasındaki taşların yerine kişileri koyarak düşünür. Acaba nasıl hareket etmişlerdir diye düşünüp, olayı çözer.





8.LILY RUSH-COLD CASE (oy oranı %2)
Arkaday Balagan ile eşitliğinde oyumu ona verdim.

Kathryn Morris'in canlandırdığı Karakter Philadelphia'da cinayet davaları üzerine çalışan bir dedektiftir.Onun kulvarı biraz farklı. Rush rafa kaldırılmış cinayet davaları ile ilgileniyor.Düşünün ki 10-20 sene önce önce işlenmiş bir cinayet. Dosya küçük bir ipucu ile açılıyor. Aradan geçen zamana aldırmaksızın tanıklar ve deliller tekrar elden geçiyor. Özellikle tanıkların ifadelerindeki küçük ipuçları birleştirilerek cinayet çözülüyor.
 Rush'u tek kelimeyle tanımlasak bu kelime melankolik olurdu. Biraz soğuk ama bu soğukluk onu itici bulmak yerine ona ayrı bir sempati duymamızı  sağlıyor.  Boyunu aşan ailevi sorunları, bir türlü dikiş tutturamadığı ilişkileri onun iş hayatına asla mani olmuyor.


7.HERCULE POIROT-AGATHA CHRISTIE ROMANLARI (oy oranı %3)
Önce belirteyim sıralamada daha iyi yerde olmalı dediğim tek dedektif.
Polisiye romanların kraliçesi olarak nitelendirilen Agatha Christie'nin çoğu romanında geçen Belçikalı dedektiftir kendisi.Bence Christie'nin en popüler dedektifi. Bugüne kadar dizi ve filmlere uyarlanmış olsa da bence kitaplardaki yeri ayrıdır. O yüzden  kitapları baz alarak yazacağım. Christie onun için öyle betimlemeler yapmış ki bence kafanızda çok rahat canlandırabilirsiniz. Peki neler demiş , pos bıyıklı ve yumurta kafalı onun için en çok kullanılan tabir. Daima şık giyinen, rugan ayakkabılarından rahatını bozsa bile vazgeçmeyen, yemeklerde gurme misali lezzet arayan, özellikle bayanlara karşı naziklik abidesi olan bir karakterdir. Kitaplarda onu Amerikalı zannedenip "Ahh  siz Amerikalılar yok musunuz?"diye başlayan cümleleri "Ben Belçikalıyım madam" diyerek cevaplayan kişidir kendisi.Bir de gri hücrelerimi çalıştırıyorum en çok kullandığı repliktir.Zaten cinayet davalarını da gri hücrelerini kullanarak çözer. Herkes  koşuştururken cinayeti çözmek için o sakin sakin oturur koltuğuna düşünür düşünür, herkes Hercule Poirot yaşlandı artık derken cinayeti çözen gene o olur.
 En okunası 3 macerası  ,Ölüm Diken Üstünde ( Death in the Clouds),  3 Perdelik Cinayet  (Three Act Tragedy) , Cinayet Alfabesi (The A.B.C. Murders).
 Dip not : Ölüm Diken Üstünde macerasında daha ilk anda katili bulan Poirot ,ki tabi bize söylemiyor, Kitabın geri kalanında cinayet  sebep arıyor.Bu yüzden bu kitap favorilerimden. Ayrıca bu kitabın yabacı kapağını bir yerden gözünüz ısırıyorsa söyleyeyim. Doctor Who dizisinin modern serisindeki 4. sezonda Agatha Christie ile ilgili olan bölümün sonunda Doktorun gösterdiği kitap işte bu kitap.


6.JANE MARPLE-AGATHA CHRISTIE ROMANLARI (oy oranı%4)
 Poirot gibi bugüne kadar dizi ve filmlere uyarlanmış olsa da bence kitaplardaki yeri ayrıdır. O yüzden  kitapları baz alarak yazacağım. Agatha Christie'nin bence  en popüler 2. dedektifi.Biz onu Miss Marple olarak da tanırız. St Mary Mead'de yaşayan, kız kurusu olarak nitelendirilen Marple polislere taş çıkartacak kadar iyi bir dedektif. Öyle kanıtlarla çok uğraşmaz. Etrafı gözlemler, bol bol dedikodu dinler ve cinayeti çözer. Bir de meşhur, bizim buralarda eskiden böyle bir doktor vardı karısı da böyleydi gibi cümleleri vardı. İşte cinayet olayında böyle eskilerden benzetmeler yapar. Biz de ancak kitabın sonunda benzetmenin yönünü görürüz. Katile yakalamak için oyunlar bile döndürür.
 En okunulası 3 maceresı, Ve Ayna Kırıldı ( The Mirror Crack'd From Side To side) Porsuk Ağacı Cinayeti (A Pocket Full Of Rye), Cinayet İlanı (A Murder is Announced).
Dip not: Sinemaya aktarılan Marple: Zehri Kim Verdi( Marple: Murder is Easy) filminde Modern Sherlock Benedict Cumberbatch da oynuyor.


5.ADRIAN MONK-MONK( oy oranı %4)
Jane Marple ile eşitliğinde oyumu ondan yana kullandım.
 Tony Shalhoub'un mükemmel bir şekilde canlandırdığı karakterin adını duyunca aklımıza ilk Obsesif Kompülsif Bozukluk geliyor. Kısacası Monk'un takıntısı saplantısı, fobileri diz boyu. Yanından ıslak mendili asla eksik etmez. Ama o da mağdur. Eşi Trudy'in öldürülmesi onun hayatını darmadağın eder. Polislikten ayrılır. Evinden bile çıkamaz hale gelir. Sonra hemşire Sharona sayesinde evden çıkar ve özel dedektifliğe başlar. Çok iyi bir dedektiftir. Çünkü ayrıntılara takıntısı ve fotoğrafik hafızası vardır. Bu iki özellik onun cinayetleri çözmesini kolaylaştırıyor.
Tabi arada takıntıların kurbanı olduğu yerler de oluyor.
 Dizi de  çoğu zaman polisliğe dönmek için çabaladığını ve Trudy'in katilini bulmaya çalışmasını da izliyoruz.



4.JANE RIZZOLI-TESS GERRITSEN KİTAPLARI VE RIZZOLI&ISLES DİZİSİ(oy oranı%10)

Tess Gerritsen'in Cerrah romanı ile tanıdık onu. Daha sonra başka kitaplarda geldi. Ve televizyona da uyarlandı. Rizzoli'yi,kitap da verilen çirkin betimlemesinin aksine, fiziksel özelliklerin 180 derece döndürüldüğü Angie Harmon canlandırıyor. Neyse Rizzoli cinayet masası dünyasında kadın olmanın( kitapta çirkin olmanın da) çok zorluğunu yaşıyor. Göze batmamak için susuyor. Genel olarak diziden yazacağım bundan sonrasını.Rizzoli'nin size güven veren bir tavrı var, sanki ne olursa olsun mutlaka sonuca ulaşacağım imajı var. Bayağı erkek Fatma modelinde bir tip. Bir de cinayeti çözmek için herkes başka yönlere giderken onun doğru yöne gitmesi dikkatimi çeken bir özelliği. Bazı zamanlarda fazla agresif olsa da , Isles ile muhabbetleri mutlaka hoşunuza gider.Daha detaylı yazmak isterdim . Genelde diziden anlatsam da dizi-kitap ikilisine hakim olmayanların kitap ve dizi uyumsuzlukları yüzünden kafaları karışmasın  istedim.



3.BRENDA LEIGH JOHNSON-THE CLOSER( oy oranı %13)
Kyra Sedgwick canlandırdığı karakter,CIA tarafından eğitilmiş polis şefi yardımcısı.Los Angeles  polis teşkilatını atanıyor ve katillerin hakkından geliyor.Onun en sevdiğim repliği her isteğinin arkasından "teşekkür ederim" deyişi. Acayip derecede abur cubur düşkünüdür kendisi. Çikolataya hayır diyemez. Arada kıyafeti, çantası falan gözünüze batar ama gene de hoş bir karakterdir kendisi.
Onun en tipik özelliği her daim suçlulardan itiraf almasıdır. Öyle bir şey ki dünya yıkılsa Brenda itirafını alacak.Eğer bir cinayet işlemiş ve Brenda'nın karşısına getirilmişseniz garanti yandınız.  Bir bakmışsınız cinayetle ilgili her şey ağzınızdan dökülüvermiş.
Dip not: Kyra Sedwick bu rolüyle 4 kez Altın Küreye, 4 Kez Emmy aday olmuştur. 1 Aktın Küre ve 1 Emmy de kazanmıştır.


2.L-DEATH NOTE (oy oranı %21)
Öncelikle bu animenin konusu biraz farklı. O yüzden biraz anime hakkında bilgi vereyim. Ölüm meleğinin birinin dünyaya düşürdüğü defter çok zeki birinin eline geçiyor. O da deftere adı yazılan herkesin  öldüğünü fark edip, daha iyi bir dünya yaratmak için suçluları öldürmeye başlıyor. Olayı fark eden Interpol bu ölümlerin nasıl gerçekleştiğini anlamlandıramıyor. İşte burada o kadar Interpol üyelerinin bile zorda kaldığı anlarda olaylara müdahale eden L ortaya çıkıyor. Daha ilk bölümlerde dahice saptamalar yapıp halkın Kira adını taktığı kişinin hangi ülkeden olduğunu ve hangi koşullarda öldürebileceği anlamak için öyle bir deney yapıyor ki ağzımız açık kalıyor. Ne yazık anime sadece Kira'nın yakalanması etrafında döndüğü için L'yi başka suçluları yakalarken göremeyeceğiz.
L beynini kullananlardan , eğer şöyleyse o zaman böyledir gibi saptamalar yaparak olayların ardındakini görür. O da abur cubur sevenlerden. Sürekli tatlı yerken görürüz. Bir de fotoğraftaki oturması çok meşhur. Bu oturuş sağ olsun binlerce kişi içinden onu seçmek çok kolay. Oturuş şeklinin nedenini merak edenlere; L böylelikle beyninin daha iyi çalıştığını düşünüyor.


1.SHERLOCK HOLMES-SHERLOCK (oy oranı %50)
Evet 1 numara 2 kişiden 1 inin oyunu alarak Sherlock Holmes olmuştur. 
Zerre kadar şaşırmadım. Çünkü şu ana kadar görüp görebileceğimiz en iyi dedektif olur kendisi. Sir Arthur Conan Doyle üniversitedeki hocasından esinlenmiş veardından  Sherlock Holmes karakteri doğmuştur. Bugüne kadar kitapları sinemaya uyarlanmış olsa da ankette belirttiğim gibi Modern Sherlock dizisinden baz alarak yazacağım geri kalanı. Daha dizinin başında Adım Sherlock Holmes adres 221B Baker sokağı( The name's Sherlock Holmes and the address is 221B Baker Street ) repliği söylerken aksanına mimiğine hayran kalıyoruz.  Özellikle dizi boyunca öyle replikleri var ki hepimizin diline dolanan, misal Anderson yüksek sesle konuşma tüm sokağın IQ sunu düşürüyorsun. Neyse anlat anlat bitmez ki. Onun en meşhur özelliği çıkarım yapma sanatında deha olması. Zaten kendisi de deha . Öyle bir şey ki cep telefonuna bakıp , kardeşinin boşanmış bir alkolik olduğunu çıkarıyor, daha ne olsun. Çok çabuk sıkılır, sıkıntısı ilginç şeyler yaptırabilir, şaşırmamayı öğrendik. Keman çalar, garip deneyler yapar, sigara bağımlısıdır. Bazen üşengeçliği yuh dedirtir. Ama hayran listeniz de hemen 1. sıraya çıkıverir.
Ayy anlatmaya o kadar daldım ki karaktere can veren kim onu söylememişim. Benedict Cumberbatch adam oynamıyor yaşatıyor dedirten bir performans sergiliyor. Zaten dizinin ve Benedict Cumberbatch'ın adaylıkları ve ödülleri diz boyu. En yenilerden ,TvChoice Awards 2012 En İyi Erkek Oyuncu ödülü, BAFTA 2012 adaylığı, Emmy 2012 Mini Dizi En İyi Erkek Oyuncu adaylığı( henüz açıklanmadı)  bunlar var.
 Eğer bu diziyi izlemediyseniz hemen başlayın, bırakın bir kere izlemeyi tekrar tekrar izleseniz sıkılmayacağınız aksine hayran kalacağınız bir yapım. Uyarı dizi sizde acele İngiltere gitmeliyim isteği uyandırabilir. Bir de yeni izleyeceklere tavsiye pilot bölümle başlamayın 1. bölümün kısaltılmış hali olduğu için sonra izleyin yoksa uzun 1. bölümün tadı kaçar.

Evet yazımda hatalı yerler olmuşsa şimdiden kusura bakmayın. Hatalı ya da eksik gördüğünüz yerleri yorumlarınızda belirtebilirsiniz.

TVCHOICE AWARDS 2012

HER DAİM SHERLOCK
 İngiliz televizyon yapımlarının ve yıldızlarının ödüllendirildiği gecede her zaman olduğu gibi Sherlock ödülsüz kalamadı.
 Bu sefer bütün ödülleri yazalım.
EN İYİ DRAMA:SHERLOCK 
EN İYİ ERKEK OYUNCU:BENEDICT CUMBERBATCH (SHERLOCK)
EN İYİ KADIN OYUNCU:MIRANDA HART (CALL THE MIDWIFE)
EN İYİ YENİ DRAMA:CALL THE MIDWIFE
EN İYİ KOMEDİ:MRS. BROWN'S BOYS
EN İYİ AİLE DRAMASI:DOCTOR WHO
EN İYİ PEMBE DİZİ:EASTENDERS
EN İYİ PEMBE DİZİ AKTÖRÜ:SHANE RICHIE (EASTENDERS)
EN İYİ PEMBE DİZİ AKTRİSİ:MICHELLE  KEEGAN (CORANOTION STREET)
 Bu arada dikkat ettim diziler hep BBC1 kanalından , Doctor Who ve Shelock takipçisi olarak eğer diğer dizilerde onlar gibiyse şahane olduklarını düşünüyorum. Yani yeni dizi arıyorsanız işte sizi sağlam seçenekler.



9 Eylül 2012 Pazar

BENZEMEZ KİMSE SANA

VE FİNAL...
 13. Bölümüyle final yapan Benzemez Kimse Sana hatırımda bol bipli,şahane taklitli ve tabi Seyfi Dursunoğlu'nun mükemmel hazır cevapları ile kalacak. Zaten geçen haftadan arayı kapatılması zor biçimde açan Ümit Erdim'in 1. olması pek de şaşırtıcı olmadı.Ben programın detaylı incelemesine girmeyeceğim sadece ilgincime giden yerleri belirteceğim.
  Öncelikle son bölüm olunca bütün yarışmacılar ellerinden geleni fazlasıyla yapmışlardı.Zaten son bölüm olması nedeniyle tam 5.5 saat süren programda, makyaj ekibinden kostüm ekibine kadar emeği geçen herkesi görme imkanı bulduk.Bol bol teşekkürler edildi. Özellikle Endemol bolca teşekkür alanlardan. Bilmeyenler için Endemol popüler yarışma programlarını yapımı üstlenen bir kuruluş. 
  Neyse bu bölümde en yersiz bulduğum konuşma Sertap Erener taklidi yapan Kendi'ye Hande Ataizi'nin "Sertap senin kadar sevimli değil" demesi. Hande Ataizi belki unuttun ama Sertap Erener Eurovision yarışmasında Türkiye'ye ilk kez  1. lik getiren, yarışmayı ertesi yıl Türkiye'ye taşıyan şahane bir sanatçıdır. Sana mı kaldı onun sevimliliği,sevimsizliği, sana mı kaldı onun sevimliliğini Kendi'yle kıyaslamak?? İnsan biraz dikkat eder söylediği şeye.

   Puanlamada da Erol Evgin ve Hande Ataizi'ye ayrı bir sinir oldum. İkisi de 4 puanını Asena'ya verdi. Asena Whitney Houston'ın I Will Always Love You şarkısı ile sahneye çıktı ve bence mükemmel bir performans sergiledi. Hadi mükemmel olmasa bile  en azından ondan kötü olanlar vardı.Ama herhalde Erol Evgin 70'lerde Whitney Houston ile çalışamadığından pek bilmiyor herhalde. Zaten Hande'nin müzikten anlamadığı aşikar. Neyse jüri puanını verdi ve Ümit Erdim açık ara 1. liğini sürdürdü.Ve ardından gelen Bay J ise diğer 7 yarışmacı 5'er puanı kendisine verip, kendisi de Ümit'e vermezse ancak 1. olabilecekti. Ki bu da kaç ihtimal siz hesaplayın.Zaten diğer yarışmacıların şansı yoktu. Ama burada dikkatimi çeken matematik hesabı yapmayan sunucu Murat Başoğlu'nun tutup da puanlar yakın, ünlülerimizin puanı ile her şey değişebilir demesiydi. 5  puan verilirken, Cem Kılıç ve Ümit Erdim halkın Uğur Arslan'ın hakkının yendiği düşündüğünü ve kendilerininde buna katıldığını belirterek puanlarını Uğur'a verdiler. Ben de yarışmanın 1. sinin Uğur Arslan olması gerektiğine inananlardanım. İlk hafta 1. olunca 4-5 hafta şahane taklitler yapmasına karşın diğer yarışmacılar çekemediler demek istemiyorum ama  başka pek bir açıklamam yok, Uğur'a 5 puanlarını vermediler. Bazen jüriden de iyi taklitlerinde puan alamadı. Zaten 3 kere yabancı şarkıcı azizliğine uğradı. Özellikle Ümit Erdim'in hiç yabancı şarkıcı canlandırmadığını vurgulamak da lazım. Bazıları ise sadece bir kere yabancı şarkıcı canlandırdı. Yani özetle 1. kesinlikle Uğur olmalıydı. 
 Biraz bipli , biraz Uğur Arslan'ın hakkının yendiği bir yarışmada olsa güzel bir yarışmaydı. Eğer izlemediyseniz taklitleri YouTube den bulabilirsiniz.

8 Eylül 2012 Cumartesi

HUZUR SOKAĞI

 Dün bir yeni bir dizi daha başladı. Şule Yüksel Şenler'in romanı Huzur Sokağı'ndan uyarlanmıştır. Zaten kitap  yıllar önce Birleşen Yollar adıyla da sinemaya da uyarlanmıştı.
  Kitabı okuyalı rahat 10 sene olmuştur. Ama gene de bazı yerleri hatırlıyorum. Kitaba çok hakim olmasam da diziye uyarlanırken bol bol karakter eklemsi yapıldığını fark etmemek elde değil.Ve dizi bariz şekilde günümüze uyarlanmış. Telefonlar, bilgisayarlar falan günümüze uyarlandığının kanıtı olsa da özellikle üniversite ortamı, binası biraz eskileri anımsatıyor. Sanki hafiften zaman karmaşası yaşanmış gibi. 
 Bölüme geçersek Bilal efendi, yardımsever, saygılı, mütevazi bir karakterdir. Canlandıran Kutsi olunca bu özellikler bayağı oturmuş ama Kutsi'yi tutup da üniversite öğrenci olarak göstermeleri biraz da abartı olmuş. Yani Kutsi hiç de üniversiteli biri gibi değil özellikle yaşı büyük durduğu için inandırıcılık kaybolmuş. Zaten Bilal karakterinin 2-3 sene üniversiteye geç başlayıp 1-2 sene de uzatacak bir kişiliği olmayınca yaş farkı gözüme  iyice takılıyor. Bilal'in babası vefat etmiş annesi ve kardeşiyle birlikte yaşıyor. Kardeşi artık her dizi de rastlamaktan içimize gına getiren bir karakter. Kusursuza yakın kişilikteki baş karakterlerimizin hep böyle bir kızı ya da kardeşi olmuştur. Böyle yalan dolanı bol, ne oldum delisi,özenti vb pek çok özelliğe sahip bir kızdır kendisi. Bilalgile  hep destek olan komşuları var. Hasan( Gökhan Mete)- Saadet(Güven Hokna) çifti ve kızları Şükran(Sinem Öztürk). Şükran Bilal'e senelerdir aşık. Bilal de aileye duyduğu minnet yüzünden olacak ki pek içinden gelmese de Şükran ile evlenmeye razı.
 Bir de zengin kızı Feyza var. Selin Demiratar  çok başarılı bir oyunculuk sergiliyor belirtmeden geçmeyeyim.
Feyza barda içip içip Bilal'in taksisine biniyor. İyi çocuk Bilal durumdan zerre faydalanmıyor. Feyza iyi niyetli olmayan birine denk geleydin... Neyse ertesi gün beyaz atlı prens misali Bilal bir de kavgaya denk düşen Feyza'yı kurtarır. Bir de Feyza'nın uyuz olacağınız bir arkadaş grubu var. Bu kızlardan biri Bilal'e yazıyor zaten. Haaa anlamışsınızdır ama gene de söyleyeyim Feyza ve Bilal birbirini hiç tanımasalar da aynı okuldalar hatta evleri de birbirlerine bayağı yakın. Feyza'nın ailesi zengin baba ,aldatan üvey anne modeli işte. Üstelik Üvey annenin aldattığı adam burunlarının dibinde. Babasının gözde elemanı. Bir de utanmaz eleman Feyza'ya da yazıyor. Herhalde adamın parasına garanti konmak için çabalıyor.
   Tabi denk düşecek ya Bilal'in mahallesinin iftar hazırlığı sırasında Feyza ve uyuz arkadaş grubu oradan geçiyorlar ve Bilal'e yazan kız Bilal'in iftar davetine atlıyor.  Feyza bozuk duruma. Burada çok güldüren 2 nokta var. Birisi iftar öncesi Saadet ve Bilal'in annesi Kevser konuşurken ayarlayalım da yan yana otursunlar muhabbeti geçiyor. Zaten Saadet acayip komplocu yok Şükran:'ı isteyen iyi taliplerimiz var, yok yan yana otursunlar. Neyse güldüğüm yer Saadet'in ayarlama  şekli "Bilal yanını tut Şükran otursun" hadi ya böyle mi ayarlanır. 2. yer ise kızlar iftar sofrasına gelecek olunca Saadetin "koş Şükran" diye bağırışı meali Şükran yetişşş Bilal elden gidiyor. Bilal sen de neymişsin. İftar sonrası Bilal'e yazan kız ve Feyza ortamdaki konuşma yüzünden gaza gelip Feyza 3 güne Bilal'i tavlar mı iddiasına giriyorlar. Feyza sen nasıl bir insansın ya nankör müsün adam 24 saatte 2 kez kurtardı seni insan bu kadar duygusuz olur mu?? Neyse iddiaya o kadar kendini kaptırdı ki teraviye bile gitti. Bilal'e görünmek için. ben tabi bu sahnede çarpılmasını falan bekledim Feyza'nın.  
Tabi Bilal hemen okulda teravih de gördüm diyor işte Feyza şaşırdın mı dış görünüşe aldanmayacaksın ayağına yatıyor. Bilal de saf saf inanıyor. Yahu Bilal saftirik misin canım. Daha 2 gece önce zil zurna sarhoş getirdi eve , maneviyata erdiğine hemen inan olur mu?? Onu da geçtim bir teravih de gördün diye etkileniyorsan Şükran'la çoktan evlenmen lazım değil mi? Neyse bölüm sonu Feyza'nın Bilal ile durumu hazmedemeyen iddia arkadaşının iddiayı Bilal'e belli etmesiyle son buluyor.
 Peki bölümden gördüğüm saçma yerler, İftara gelen kızların saç baş makyaj giyim özelliklerinden dolayı Kevser hanımın olumsuz vurgulamalar yapması ama kızının sırf aynı nedenlerden kızları çok beğenmiş olması. Ne kadar dış görünüşçü olmuşsunuz.  Sonra Bilal'in durumu , bak eğer Şükran ile cidden evleneceksen söz nişan vakti gelmiş yapın gitsin, yok beni sıkboğaz etmeyin demek ne alaka. Eğer manevi borç  için evleneceksen hiç evlenme, evlenmeyeceksen de yerini belli et kızcağız seni boşuna beklemesin. Ya Saadet hanıma ne demeli 3-4 kız görüp Bilal elden gitti moduna geçen sen yani söz ,nişan, evlilik yaptınız diyelim. Bilal o kızlara bakacaksa o zaman da bakar. Yani zaten kızını seviyorsa bakmaz ama nerede kaldı mantık.,
 Özetle kitapla uyuşmayan yerleri, abartılı karakterleri ile açılış yaptı. Yol çizgisi tutacağına inandırıyor beni. Cumaları dizi bolluğu olsa da emin adımlarla kendine bir yer edinir.

ADINI FERİHA KOYDUM EMİR'İN YOLU

SİZ ADINI NE KOYARSANIZ KOYUN BEN OLMAMIŞ KOYDUM...
 Yazıma başlamadan önce belirtmek istediğim bir iki nokta var. Öncelikle bu dizinin öyle sağlam fanlarından değilim ne Emir ne Feriha hayranıyım. Ne karakterlere ne oynayanlara. Eee peki niye yazıyorsun derseniz objektif olacağımı düşündüm ve tabi yapımcıların zırvalamasına sessiz kalmakta istemedim. Neyse yazımı bölümü izleyenlerin anlayacağı şekilde yazacağım öyle konuların detayına girmek yerine gözüme takılan yerleri yazacağım. Yani spoili olacak.
 Şimdi bugüne kadar çok söylendi ama bir kez daha söylemek istiyorum. Bu yapımcıların amacı ne dizinin adını değiştirmişsiniz, oyuncuların yarısın kaybetmişsiniz ve dizini yüzü olan 2 bayanla da yollarınız ayırmışsınız Hayır niye yeni bir dizi başlatmadılar anlamadım zaten şu an tek güvenceleri Çağatay Ulusoy ee yeni dizi başlatsanız gene aynı olacak. Bir de hadi hepsini geçtim ortaya güzel bir çıkarsanız neyse diyeceğim . Ama nerede batırmışsınız diziyi. 
 Bölüme geçersek Emir dağıtmış tabi. Hayatı kendini öldürecek bir şey bulmak ve Feriha'nın  mezarı arasında geçiyor. Bir gece alevlerin sardığı  eve girip bir çocuğu kurtarıyor. İşte bu sırada olay yerine yeni oyuncumuz bayan polis teşrif ediyor. Emir çocuğu kurtarıp tekrar eve giriyor öyle boş boş alevlerin arkasında sokağa bakıyor. Ama bizi polis olayı görüp hiç tepki vermeyince ben şaşırdım artık insan bir bağırır hiç olmazsa içeri girmeye yeltenir, kızar falan ama nerede şaşkınlık ifadesini bile bulmak zor yüzünde. Tabi Emir kurtulur ertesi gün yeni kavga bu sefer gene aynı polis Emir'i kurtarır neyse gözaltına falan alınır. İşte bu mevzuda dizi hayatındaki absürd sahneler arasında yerine alacak sahne gösterilir. Karakoldaki bayan polis tayfası Emir'i kameradan izleyip "ayy ne yakışıklı boşa gidiyo" falan gibi bir şey zırvalamazlar mı? Bir seferlik de değil bir de uyurken aynı sahne , rezillik resmen.Yani polislerinde işi gücü bitti Emir'i 5-6 kişi izleyip hayıflanmaları kaldı. Dizi bile olsa çok yersiz bir durumdu. Ama sonra düşündüm ki acaba yapımcılar  "biz Çağatay'ı ekrana koyalım siz kadınlar aynen bu polisler gibi uyusa  bile onu izlersiniz " mesajı mı verdiler. Bir de kardeşi ve annesi eve gelip Emir'i beklemekteler. Tabi sahne burjuva sınıfının halkın arasına karıştığında yaşadıklarını anlatan bir sahne gibi. Emir gelir yüzünde bugün de ölemedim bakışı vardır. Tartışma falan işte. Benim asıl kafama takılan nokta yani ölmek istiyorsan intihar diye bir şey var neden başkalarını suça bırakacak bir yol seçiyorsun ki at kendini boğazdan aşağı.
 Rıza tarafını incelersek gitmiş Zehra'nın süt kızını bulmuş okutacağım diye tutturmuş. Kız zaten acayip bir şey nası anlatsam ki.Adı Zülal köyden yaşamış. Ama Feriha'nın odasına girer girmez. Saçını açıp aynaya hayran hayran bakınca şaşakaldım. Acaba köyde ayna yok mu diye düşündüm sonra anladım bu kız kendisine hayran. Sonra Hatice hala Emir'i falan anlatınca "Feriha çok şanslıymış" demez mi? yuh dediğim andı. Neymiş  aşkmış falan filan. Kızım sen çeyrek akıllı mısın o yaşta düğün günü psikopatın biri tarafından vurulan bir kız ne derece şanslı olabilir. Daha buna bile kafan basmıyorsa. Sen boş ver okuma. Bir de Seher'e posta koymaz mı? Ben Feriha değilim diye tabi değilsin kızım Feriha'nın 10 da 1 i bile değilsin hatta polisle ikinizi toplasak etmezsiniz 10 da 1 i. Anlaşılan köy bu konuyu o kadar konuşmuş ki kız daha Emir'i tanımadan aşık olmuş.  Saçmalayıp duruyor. Ama garibime giden Zülal eve ilk kez geldiğinde Seher'in ifadesi üstüne kuma gelmiş gibiydi. Açıkçası  abartılı buldum.
 Koray boşanmış işte çocuğu ve Hatice hala ile idare ediyor. Bakıcı derdi var. Tabi bu sırada bir okul öncesi öğretmeni ile aynı taksiyi paylaşmak durumunda kalıyor. Hayır artık aynı anda taksiye binip tanışan karakterleri görmek sıkıcı gelmeye başladı. İşte bu öğretmeni bakıcı alacak. Bu arada bence Koray(Yusuf Akgün) resmen harcanıyor bence başrolü götürebilecek kapasite biri.
 Yavuz Sanem ile sevgili olmuş. Bir de yadigar bir polisten söz edip duruyorlar. Aaa kim olabilir ya diye düşünmedik bile Emir'i gözaltına alan polistir kesin yoksa dizi nasıl dönecek Allah korusun. Bu arada polisin adı Can'mış. Tabi Yavuz ile Emir Can'a abayı yakarlarsa hiç şaşırmam. Hatta Yavuz yaktı bile.Zaten bu ilişkiyi anlamadım ama. 
 Sonlarda Emir polis arabası ile şüpheli konumunda giderken, çatışma anonsu olur. Süper zeka polis Can Emir arabadayken çatışmaya girer. Ama garip nokta insan bir Emir'e kelepçe takar öyle saldım çayıra mevlam kayıra gibi yapılmaz.  Emir gene çatışmaya  atlar , kurtulur , mezarlığa gider.
 Neyse özellikle zaman hesabı Ömer ve Can'ın bu kadar büyümesini imkansız kılıyor ama ...
 Madem Feriha ve Hande yok en azından hem güzellikle hem oyunculukla .onlara erişmiş kişiler bulsaydınız. Zülal da Can da itici karakterler oldular gözümüzde, Can sistem düşmanı, zırt pırt çemkiren, gereksiz repliği bol olan bir karakter, Zülal ise özenti, dar düşünen, abartılı hareketleri olan, sıkıcı bir karakter olmuşlar.
 Dizi Emir hatrına tutarsa tutar yok senaryo ve oyuncular bir anda 180 derece dönüp adam akıllı bir şey meydana getirilerse ne ala. Ama gidişat iyi değil. Özellikle 2 yıl ardından izlediğinde yeni başlamış bir dizi hissi vermesi...


5 Eylül 2012 Çarşamba

SİLAHSIZ-GUNLESS

KANADA YAPIMI WESTERN FİLMİ
  İncelemeye başlamadan önce şunu belirteyim ki ömründe taş çatlasa 5 kovboy filmi izlemişimdir. Silahsız izlediğim ender kovboy filmlerinden biridir. İncelerken kovboy konusuna hakim olmadığım anlaşılacaktır.
Şimdi bunları niye belirttim onu söyleyeyim, Filmin hakkında yapılan yorumlar kovboy türü olarak değerlendirmeyeceği yönündeydi ve ben aşina olmadığım türde olsa bu eleştiriyi doğru buluyorum. Film kovboy filmi gibi ama işleniş yüzünden western türü arada kaybolmuş, özetle öyle ahım şahım western türü beklersiniz hayal kırıklığına uğrarsınız söyleyeyim.

4 Eylül 2012 Salı

VAMPİR GÜNLÜKLERİ - THE VAMPIRE DIARIES

4. SEZON İÇİN BİR FRAGMAN DAHA
Öncelikle 3. sezonu izlememiş fanlar yazımı okumasın. Dizinin tadı kaçar.
3. sezon finalinin ardından 11 Ekim'e kadar ara veren dizimiz, yeni bir fragman yayınladı. Tabi daha fazla soru işareti oluşsun diye.
 Peki fragmandan ne anladık, Elena vampir olacağı anlıyor, Stefan onu insana döndürmenin yolunu bulmalıyız deyince Damon bunun imkansızlığını vurguluyor. Bonnie ve Jeremy büyülü işlerle muhataplar , Bonnie gene uçuk bir şeyler denemeyi planlıyor. Jeremy karşı çıkıyor. Tabi Jeremy Elena'ya sarılıp sivri dişlerin çıkıyor mu? diye soruyor biraz Elena'ya trip atıyor gibi geldi ama. Tabi kasabanın durumu daha bir garip, vampir olayları, şerifin kızını vampir çıkması falan kasabayı ayaklandırmış ki bayağı güçlü bir grubun olayları tekeline almaya çalıştığını görüyoruz. Şerif biraz endişeli. Bu güçlerin Caroline kaçırmaya çalıştığını ve Stefan'ı hapsettiğini anlıyoruz.Ve fragmana Elena'nın "Stefan ben ölüyorum" sözleri damga vuruyor.
               Heyecanlı bekleyişimiz eminim ki karşılıksız kalmayacak.
Bu arada fragmanı izleyemeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=EN-1O-zyWfA&feature=share

VAMPİR AVCISI :ABRAHAM LINCOLN - ABRAHAM LINCOLN : VAMPIRE HUNTER

    TARİHE VAMPİR KARIŞTIRMIŞLAR 
   Film köleliği kaldırmış olan eski ABD başkanı Abraham Lincoln'un hayatının pek çok yerine vampirlerle ilgili olarak kılıf uydurmayı başarmış bir yapımdır. 
   Özeti Abraham daha küçükken siyahi arkadaşının kölelik olayları yüzünden kırbaçlanmasına göz yumamaz ve onu kurtarmaya çalışır. Tabi başaramaz ve kendisi de kırbaçlanır. Babası üstü de olsa da adamı döver ve çocukları kurtarır. Esas patron gelir ve tartışma çıkar bu tartışma da Abraham'ın annesi filmin en güzel repliklerinden birini söyler."Herkes özgür olana kadar hepimiz köleyiz." Neyse patron Jack Barts (Marton Csokas) aileye  kin güder ve vampir olduğu için soluğu gece annenin kanını içmekte alır. Abraham gece durumu görür ama anlamlandıramaz. Ertesi gün anne hastalanır ve ölür. Abraham babasının ısrarı ile hiçbir şey yapmaz ama babası  ölünce soluğu Barts'ın yanında alır. Ama vampir olduğu bilmeden. Neredeyse ölecekken Henry (Dominic Cooper) yardımını koşar ve onu vampir avcısı olmak üzere yetiştirmeye başlar.Henry'nin sırrını çözmeniz 5 dk bile almaz. Bu arada yetişkin Abraham'ı Benjamin Walker canlandırıyor. Abraham hem hukuk okumak hem de vampir avlamak için Springfield'e taşınır. Orada ona Joshua Speed(Jimmi Simpson)  destek olur. Abraham bir süre onun dükkanın da çalışır. Mary Todd(Mary Winstead)'a burada aşık olur. Ve vampir avcılığı yüzünden çok güçlü vampir Adam( Rufus Sewell) tarafından da takibe alınır. Tabi olaylar öyle bir hal alır ki Abraham siyasete atılır. Amacı köleliği kaldırmak ve vampirlere karşı savaşmaktır. 

1 Eylül 2012 Cumartesi

PITIRCIK/ LE PETIT NICOLAS

ÇOCUKLARIN DÜNYASINA KISA BİR BAKIŞ
 Fransız yapımı Pıtırcık çizgi roman uyarlamasıdır.Bence iyi ki de uyarlamışlar. Bizi güzel bir filmden mahrum etmemişler. 
 Film 1960'ların Fransa'sında geçiyor. Konusu ise Nicolas adlı küçük çocuğumuzun olmayacak kardeşinin sıkıntısını çekmesi. Nicolas ve hepimizin sınıfında rahatlıkla rastlayabileceği karakterler olan sınıf arkadaşlarının hep birlikte kardeş olayına bir çözüm bulmak için çabalamasını izlerken yüzümde tebessüm belirmemesi çok zor.Bir tarafta anne babası ise patron için düzenleyecekleri yemeğin sıkıntısını çekiyorlar. Ve bu yüzden çocuğun durumu anlayamıyorlar.
 Nicolas yeni kardeşi olan sınıf arkadaşının anlattıklarını dinleyip evde de benzer durumlara rastlayınca kardeşi olacağını emin olur. Tabi olay tipik bir yanlış anlaşılmadan başka bir şey değildir. Daha da kötüsü kardeşi olan çocuk okula gelmeyince daha önceden dinledikleri parmak çocuk hikayesinden etkilenerek onun ormana bırakıldığını düşünüp, sıranın kendisine geldiğini sanır. Ama bu durumda ona destek olan sağlam arkadaşları vardır. Biraz da arkadaşları, Lüplüp obur karakterimizdir,Dalgacı sınıfın en ücra köşesinde oturan tembelliği ile ünlenmiş biridir,Toraman sınıfın kabadayısıdır, Çarpım sınıfın ineğidir işine gelirse destekler,Gümüş zengin çocuğudur ama  başkalarını küçük gören biri değildir, Sırım polis çocuğu ama işine gelince en yaramaz da olabilir.  Nicolas'ın lakabı ise pıtırcık
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...