30 Eylül 2014 Salı

KAYIP RUHLAR ŞEHRİ (ÖLÜMCÜL OYUNCAKLAR 5)-CASSANDRA CLARE

Kitap Künyesi
Adı:Kayıp Ruhlar Şehri
Orijinal Adı:City Of Lost Souls
Yazarı:Cassandra Clare
Çevirmen:Uğur Mehter
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa:614
İlk dört kitap incelemesi için tık tık.
Uyarı serinin önceki kitaplarına dair bolca SPOİLER içerir.


Nereden başlasam,nasıl anlatsam derken harbi zorlandığım  bir inceleme olacak onu fark ettim.
Şimdi geçen kitapta Lilith bir sürü koşulun gerçekleşmesi sayesinde Sebastian Verlac'ı(Clary'in asıl erkek kardeşini) Jace vasıtasıyla diriltmeye çalışmıştı. Biz tam bu iş olmadı Lilith öldü derken Sebastian bir yolunu bulup dirildi,üstelik Jace ile birlikte kayıplara karıştı.
Her neyse kitabın başında  Jace ve Sebastian'ın kayboluşundan 2 hafta sonrasındayız. Konsey olayın özünü Clary'i sorgulayarak öğrenmiş,üstelik Clary'in suçlu olup olmadığına ilişkin karar vermek için  toplantı yapmakta. Tabi ki Clary Jace'i dirilttiği için suçlanmıyor ama konsey Jace'nin aramalarına öncelik vermekten vazgeçiyor. Haliyle başta Clary olmak üzere herkes çıldırmanın eşiğine geliyor. (Magnus ise Jace'nin izini bir türlü süremiyor)Clary en sonunda büyük bir bedel ödeyeceğini bilse de peri kraliçesi ile konuşmaya,anlaşmaya gidiyor. Kraliçe Enstitü'den bir çift yüzük çalınması karşılığında bazı bilgiler vereceğini söylüyor. Clary tam yüzükleri çalarken Jace ve Sebastian içeri dalıyor ,Jace mutlu mesut,espriler yaparak kütüphaneden kitap alıp gidiyor. Clary şoka girmiş bir vaziyette durumu diğerlerine anlatıyor ne yapalım ne edelim tartışması fazla uzamıyor çünkü bir gece Jace Clary'in odasına dalıp kendisi ve Sebastian ile gelmesini istiyor ve burada anlıyoruz ki Sebastian ve Jace birbirine bağlanmış,yani birine verdiğin zarar ötekinde de beliriyor.Yani sen Sebastian'ı öldürürsen gül gibi Jace'de elden gidecek.Neyse o gece hiç hoş olmayan olaylar gerçekleşiyor ve Jace Clary'i almadan gidiyor. Ekip tekrardan toplanıyor. Konseye haber veremiyorlar çünkü konsey Jace falan demez Sebastian'ı ortadan kaldırmak için Jace'i öldürür. Kendi çaplarında araştırmalara girişiyorlar. (İleride öğreniyoruz ki aradaki şeytani bağ sayesinde  baskın olan kişilik diğerini emri altına alıyormuş,ahh Jace ahh sen emir altına girecek adam mıydın?)

Küçük Spoiler...
Clary bakıyor ki iş olacak gibi değil Jace ile kaçıp arada Simon'u bilgilendirmeye karar veriyor.
Clary Jace ile kaçıyor kaçmasına ama Jace Sebastian ile takılmaktan memnun,hatta eski halinden daha mutlu görünüyor. Clary nefret ettiği abisi Sebastian'a sırf gerçek Jace'e ulaşabilmek için katlanıyor,bir de planlarını öğrenmek için.(Clary için Sebastian'ın kontrol ettiği Jace'e katlanmanın ne kadar acı verici olduğu anlatılmaz,kızın resmen içi acıyor yahu.) Buraya hemen not düşeyim o her şeye karşı çıkan,fikirlerini savunan Jace var ya Sebastian'ın lafını ikiletmiyor resmen. Galiba bu Jace'de değişmeyen tek şey Clary'e duyduğu aşk...
Clary "kötülük çetesi" ile takılırken Simon,Isabelle,Magnus Bane,Alec toplanıp çözüm arayışlarına giriyor. Aradıkları şey Jace ve Sebastian'ın sadece birini öldürebilecek bir silah. Ehh bunun içinde iblis veya melek çağırmak gerekiyor. Tabi ki anlayacağınız fazlasıyla zor kararlar veriyorlar.

İlişki ağlarına kısaca değinmeden geçmeyelim.
Isabelle ve Simon birbirlerine duygularını ifade etmekte bir hayli zorlanırken, Alec Camille ile ölümsüzlük mevzularında anlaşmaya varmaya çalışıyor harbiden Alce dayaklık adam yahu neredeyse yapmaya kalkışacağı şeyi bilseniz sinirden köpürürsünüz.  Jordan ve Maia severler ise bu kitapta bayağı sevinecekler haberleri olsun.
 Küçük spoiler biter...

Gelelim yorumuma öncelikle yazara teşekkürlerimi sunarak en sevdiğim kitap karakterleri listesine bu seriyle 2 karakteri daha eklediğimi belirtiyorum. Aslında önceki yorumlarımda az çok değindim ama bu sefer resmiyete döküyor ve Magnus Bane ile Jace'i en sevdiğim 20 kitap karakteri arasında olduğunu söylüyorum.(Ortada resmi bir liste yok bunu da ekleyeyim.) Hele Jace karakterini o kadar sevmişim ki kitabın başlarındaki eksikliğini resmen içimde hissettim sayfaları "Jace nerede yahu?" iç sesleriyle çevirdim. O kadar ki Sebastian kontrolü altındaki Jace bile beni avutmaya yetti. Kontrol altında da olsa Jace'nin  gerçek kendisini birazcık  yansıttığını inkar edemem.Tamam Jace sevgimi anlatmaya başka yerde devam edeceğim.
Yazarın başka bir başarısını geçiyorum. Kitaba başka bir perspektif ile bakmamızı sağlayan kurgu. Gördükleri anda Sebastian'ı  öldürmemeleri bile mucize olan Clary ve Jace  ikilisi resmen Sebastian ile aynı evde yaşıyorlar,kavgaya dalıyorlar,safraya oturuyorlar yok olmaz böyle şey diyemiyoruz. O bölümleri okurken yabancılık hissetmiyoruz,zorlanmıyoruz hatta Clary'in planlarını saymazsak bana samimiyetsiz bile gelmiyor bu üçlü. Bir ara Valentine bu Clary ve Jace'i yetiştirip kafalarını bulandırsaydı neler olurdu diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Özetle Cassandra Clare bu bölümleri yazarken hem bize yabancılık çektirmemiş hem de bambaşka bir bakış açısı göstermiş.
Bunların dışında bu seride en sevdiğim şey paylaşılamayan sevgililer,birbirlerinin kuyusunu kazan "dostlar" olmaması. Aksine herkes fedakar herkes birileri için önem verdikleri şeyden vazgeçmeye hazır.(Belki bu durum pek çok kitapta rastlanabilir ama her kitapta birbirine kenetlenen 2-3 karakter burada ise maşallah herkes birbirini koruyup kolluyor.)Gerçek Jace'in vazgeçmeyi planladığı şey,Clary'in büyük aşkı yüzünden buna mani olması, Simon'un vazgeçtiği şey,Magnus'un Alec için bütün bunlara katlanması...
Özetle 5. kitabı gözüm Cennet Ateşi Şehri'nde iken bile severek okudum,kalınlığına rağmen hem su gibi akan dili hem de her bölümü ile meraklandıran olayları yer yer eğlendiren diyalogları sayesinde hızlıca bitti.

Ve yine bolca alıntılı ile sizleri  baş başa bırakıyorum. Ve yorumum kısmındakilerin içimi tam olarak dökmemiş hali olduğunu belirtiyorum.

"Hepimiz benimle daha saygılı konuşursanız belki bu konuyu düşünebilirim."
"Saygılı olacağız,"dedi Clary hemen."Saygısızlık ettiysek bağışlayın."
Kraliçe burnunu çekti."Jace'i özlüyorum," dedi "Hepinizin arasında en güzeli ve en saygılısı oydu."
(Bloggerın iç sesi: bende bende özlüyorum.)


"Bir ilişkide sırlar olmalı,Alec Lightwood.Henüz okunmayan bir kitap,ezberlenen bir kitaptan çok daha heyecan vericidir."



"Aşkın ahlakı yoktur,"dedi Clary."Aşk aşktır."



Kraliçe gerinip tatlı tatlı gülümsedi."Yolunuz açık olsun,küçük Gölge Avcılar. Ve hak etmeseniz de size küçük bir uyarı... Arkadaşınızı ararken bu bilgi kulağınıza küpe olsun.Kıymetli bir şeyi kaybedip de onu tekrar bulduğunuzda,genellikle bıraktığınız gibi bulmama ihtimaliniz çok yüksektir."



"Sen benim kız kardeşimsin,"dedi Sebastian."Aynı kanı taşıyoruz."
"Sen iblis kanı taşıyorsun," dedi Clary."Lilith'in kanını." Niyeyse bu söylediği komik geldi,kıkırdadı."Sen karanlıktan başka bir şey değilsin. Jace'le bense ışığız."
"Senin de karanlık bir kalbin var Valentine'ın kızı," dedi genç adam."Sadece kabul etmek istemiyorsun.Ve Jace'i istiyorsan bunu kabullensen iyi olur.Çünkü o artık bana ait."
"Peki sen kime aitsin?"



"Özellikle görmek istediğin bir yer var mı?Paris?Budapeşte?Pisa Kulesi?"
Kule eğer Sebastian'ın başına devrilirse,neden olmasın,diye geçirdi içinden Clary.



"Senin ne düşündüğün umrumda değil.Sen benim ağabeyim değilsin,"dedi Clary."Sen bir canisin."
"Ağabeylik ile caniliğin matematiksel olarak birbirini nasıl götürdüğünü gerçekten anlayamıyorum." dedi genç adam.



"Kabil işareti taşıyorum," dedi Simon."Bu da beni hiçbir şeyin öldüremeyeceği anlamına gelir,öyle değil mi?"
"Kendini öldürebilirsin," dedi Magnus ilgisizce. "Bildiğim kadarıyla cansız nesneler de seni kazara öldürebilir.Bıçaklarla dolu cilalı bir platformda dans etmeyi öğrenmeyi planlıyorsan,yapmasan daha iyi olur"
"Cumartesi günü ne yapacağım ben şimdi?"



"Çıkmak," diye tekrar etti Jace. "Sıklıkla "hatıralarda kalacak sıkıcı bir buluşma" olarak anılır ama ben sana "kendimi tamamen sana adayacağım ışıltılı ve romantik bir akşam" öneriyorum."
"Sahi mi?" dedi Clary bunun nereye varacağından emin değildi."Işıltılı ve romantik ha?"
"Burada benden bahsediyoruz," dedi Jace. "Beni Scrabble oynarken seyretmek bile çoğu kadının eriyip gitmesine yeter.Bir de özel çaba sarf ettiğimi düşünsene."



"Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?" diye sordu Jocelyn gözlerini asma köprüden ayırmadan.
"Neyin?"
"Az önce söylediğinin. Demir Kız Kardeşler'in sloganı."
Asma köprü neredeyse inmişti."Altının ateşle sınavı," dedi Isabelle.
"Doğru," dedi Jocelyn."Sadece dökümhaneden ya da demir dövmekten bahsetmiyorlar. Zorlukların birinin güçlü kişiliğini sınadığını anlatmak istiyorlar.Zor zamanlarda,karanlık  zamanlarda bazı insanlar ışık saçar."
"Sahi mi?" dedi Izzy."Eh karanlıktan ve zor zamanlardan bana artık gına geldi.Belki ışık saçmak istemiyorumdur."



"Jordan'ın umrunda değil," diyordu Simon."Onun tek derdi,olduğum şeyle ilgili kendimi iyi hissetmem.İçindeki vampirle iletişim kur falan filan,falan filan."
Clary yatakta onun yanına uzanıp yastığı kucakladı."İçindeki vampir...dışındakinden farklı mı?"
"Kesinlikle. Benim bağrı açık gömlek giymemi ve fötr şapka takmamı istiyor.Direniyorum."
Clary hafifçe gülümsedi."Yoksa içindeki vampir Magnus mu?"



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder